Salı, Haziran 30, 2009

and so it is
just like u said it would be.
life goes easy on me.
most of the time
and so it is,
shorter story
No love, no glory,
no hero; in her sky.
can't take my eyes of u.
x.
x.
x.
xxx.
and so it is
just like u said it should be.
we'll both forget there breeze
most, of the time
and so it is
the colder water.
the Blower's daughter.
the pupil in denial.
xxx.

'did i say that i loathe you?
did i say that i want to leave it all behind?'

i can't take my mind of you
can't take my mind of you
can't take my mind of you
can't take my mind
i can't take my mind
can't take my mind
..
'til find somebody new

Cuma, Haziran 26, 2009

Maykıl

Nasıl yaağ, cidden.
Mic. Jack. ölmüşşş.
İnanamıyorum. Ne boktan dünyağ.
Huzur içinde uyu mayk.

Salı, Haziran 23, 2009

Olgun kız, küçük adam.

Bak ne öğrendim?
Çocuk olamıyacak kadar olgunmuşum. hmmm bunu düşünmeli bi ara.
Oysa, oysa.. Neyse bunu da daha sonraağ düşünmeliiiğ .

Cuma, Haziran 19, 2009

Gündoğdu.

Sabah oldu ya.. Pff bugün yine uyumakla günü yarılıycam anlaşılan yada uyumucam lan hiç. Herkese mal diyesim var.
Can sıkıntısı boktan bişey.
Az önce hiç tanımadğm insanlara sanal okey masasında küfrettim. Adamın biriyle ırzıma geçmekten hoşlanıp hoşlanmıycağı konusunda konuştuk. Mal 'taraflar isterse hoş olabilir' dedi. Bende 'mal o zorla olur' dedim. Anlaşılan bundan hoşlanmıycaktı.
Ve de Dresden dolls dinlemeli.
'I want a coin operated boy. i want u. i want. i.

Mektup demiş Kajin Jir

Mektuplarda aşk, zaman ve insanlar vardır! İhanetler kara mürekkeplere, isyanlar kağıtlara aşklar ise zarfın kendisine iliştirilir! ...çok fonetik bir alfabe ve alaturka bir gelenektir mektup! ...yaşamın çağdaşlığını ve bilgeliğini taşıyan bir vicdan hürriyetidir mektup! ! Kozmik ışıkların gölgesine sığınan bir barınaktır mektup! Gökyüzüne ağlıyan yıldızlara sitem eden bir esirin düşleridir mektup! ..bir askerin bir kaçağın güncesi, bir kronolojik travmadır mektup! ...
Ey sevgili hayatın karanlık takvimlerinde insanoğluna sırlarlarıyla eşlik eden sevgili eş ve dost,yani sevgili günlüğüm, mektubum! ...Anılarmıza biçim verirken hep saklı bir kentin postahanesine bıraktığımız isimsiz ve adressiz mektuplar! ...hayata mistik bir edayla yaklaştığımız küresel bir bilinç,istek ve arzudur mektup! ...yıldız tozlarının ruhumuzu okşadığı,tanrısal bir müzik ile edebiyatın kavgasıdır mektup! ..bir tango ve kavgalı bir şiirdir mektup!
Alkolik hayatların beklentilerini her sabah denize bırakan bir liman şehridir mektup! Beyin terminolojilerimiz’deki keskin bir acıdır...yalnızlıktır,Sevgi orojinli bir yıldız kümesidir mektup! Mektup hayata duruş şeklimizi ifade eden bir anıt,ve Tanrının kendisine sunduğumuz bir çelenktir mektup! Romantik serseriliğimizi sokaklara taşıdığımız öfkeli bir kalabılıktır mektup...heyacanla beklediğimiz bir nutuk bir söylemdir,akdenizin güzel kuyularında hayata gülümseyen... Bir şiirsel aşk pratiğidir.
Çiftlerin birbirleriyle güzel mekanlarda sevişirken kulaklarına söylemiş oldukları bilge fısıldaşmalardır mektup! Şarap tadında bir sarhoşluktur içimizi ısıtan....İronik bir vaka, bir cinayet sebebi ve paranoyak bir bilmecedir mektup! Şairlerden aldığımız ilhamla harikalar diyarında gezinirken yakamıza iliştirmiş olduğumuz bir slogan ya da cadde boyları boyunca sahipsiz mekanlara astığımız afişleridir mektup! ...harflere,kelimelere ondan sonra da cümlelere bağladığımız bir divan bir şölendir mektup! Sakıncalı sözcüklerini sakınarak yazdığımız, gizlediğimiz bir tılsımdır mektup! ...
Mızıkacı çocukların Tanrıya ağlamasıdır... Büyük metropollerde yitik aşıkların gazete sayfalarına büyük pontularla vermiş oldukları ilanlardır mektup! Varoşlarda ise insan topluluklarının birbirleriyle kurdukları ilişki ağıdır mektup, saf ve temiz! Eski zamanlarda beyaz güvercinlerin ayaklarına bağlamış olduğumuz özgür bir beklenti ve cavabını asırlar boyu beklediğimiz bir yarındır mektup! Kısa ve özetle aşkın bütün renklerine birer davetiyedir,mektup....
Demiş Kajîn Jîr. Ne iyi demiş lan! Ama kimdir bilmiyorum..
Bi zamanlar insanlar birbirlerine mektup yazarlarmış. Şimdi de yazarlar elbet. Ama genelde mahpushanedekilere yazılır.. Askerler de mektup almaz eskisi gibi. Çarşıya çıkar ailesiyle msnde el sallaşır falan. Iyy, dünya iyiye gidiyor aslında ama büyüsü kaçmış ya...
Gecegece oturmalarına devam..

kendi yağında pişen köfte

Yahu acıktım.
Gece gece köfte görünce dolapta canım çekti.
Anem onlar kendi yağında pişiyor, yağ koyma' dedi şaşırdım.
Ne güzel yetenek lan.
Tanrı da kendini yaratmış.
Valla bak .)

Perşembe, Haziran 18, 2009

Sigaraağğ ' özlemi.

Sigarayı bıraktım.
No panic sigarayı çekmeceme bırakıyorum artık. Güzelim camel paketi tırt oluyor çünkü ceplerimde.
Hem hasret olunca daha tutkulu oluyor. O beni özlüyor ben onu. Bi kavuşma anımız var ki görmeye durun. Çekmeceyi açınca sanki gülümsüyor bana, paketteki deve.) Sonra dudaklarımla buluşuyor ve hevesle yanıyor.
Ve çekiyorum içime. Duman oluyor içim. İçimdeyken çok mutluyum. Bir kısmını içime saklayıp kalanı dışarı veriyorum. Özgürlüklerine gülümsüyorum o kadar güzeller ki.. Canım sıkkınken dumanın seyrine dalıyorum. Huzur buluyorum bu merette.
Ah dur özledim.
Fanteziye bak.
Ben gidiyorum.
hmm tamam.

Çarşamba, Haziran 17, 2009

bok.

'..

Gözlerinden dökülen yaşlarla gülümsüyor' (By Arthur Rimbaud)

Şimdi nirvanağ dinleyip ağlamalı. Something in the way mmmm.
Ah neyse. Bir ömür sevgili, bir ömür özlet kendini..