Perşembe, Ekim 28, 2010

giden bir şeyin içinde olmak beni çok yoruyor,
beni yormamaya giden bir şey bulamıyorum zaten..

Pazar, Eylül 26, 2010

uykularım kanadı yastığıma,
uyandırma
onu ne kadar çok sevdiğimi unutuyorum bazen..
oysa ki,
laneti sarsın istiyorum; aklımı, bedenimi
tüm boşluklarıma tutunsun,
tutuştursun.
oysa artık onu düşlerimde bile öpemiyorum
sararıyorum
lanetinin farkına vardığımda bile çok seviyorum
onu sevdiğimi unutmuşken bile seviyorum
onu istemiyorken bile o kadar çok istiyorum ki..
iğreniyorum tertemiz ayrılığımızdan..

kollarını açtığında
kaçıyorum..
boşluklara tutunarak
düşüyorum yıllardır.
tırnaklarımı geçiriyorum
özleminin koyuluğuna
kanıyor tırnaklarım özledikçe..
kıvranıyorum, bilmiyor..
eriyorum, korkmuyor..

bağırıyor, bağlanıyorum;
yokluğuna

Cumartesi, Eylül 25, 2010

aşk alışkanlıkmış, acısına alışılmış

Cuma, Eylül 17, 2010

saat karanlığı özlem geçiyor,
saat şimdi içimden sen geçiyor,
bir kaç sigara daha tüketebilecek vaktim kaldı,
hayır ölmüyorum;
uykum geldi
sadece.

Pazar, Eylül 12, 2010

beni öptüğünün akşamı uyuyamıyorum diye şarkı yazacağım, en sonunda..
kokuyor,
üstüm başım hep sen kokuyor..

Cuma, Eylül 10, 2010

Bu sabah kumburgaz'dan gerçekten nefret ettim,
taşını toprağını siktiğimin
ama gerçekten.
-düşünsene,
ölüyken seni tanımış olmamın
gülüşüne hayranlığımın
güneş gözlüğünü çok iğrenç bulmama rağmen
 bunu sana söylemeyişimin

seninle konuşurken sesimin çatallaşmasını farkedip susuşlarımın,
 hiçbir önemi kalmayacak..

seni düşünürken avuç içlerimin terleyişinin,
 hiçbir önemi kalmayacak..
hiçbir şey için yaşıyoruz!


-ölüyken bile seni unutmak istemiyorum..
-ölüyor musun?
-sen ölmüyor musun, sanıyorsun?
-ölüyor muyum?
-ölüyoruz..
-(..?)

Pazartesi, Eylül 06, 2010

Lid.


          ılık suyuna iki buz atsam,
          şişenin altından kızarmış gözlerini 

   objektife dayasan,
sözlerinde k. azalıp
            benim sözlerime m. soksan
  gece olunca saçlarına makas
       benim ellerimi sigara kokusu çökse
midemizdeki boşlukları doldurmaya çalışıp
               aklımızdakilere alkol damıtsak
mutlu şarkılar öğrenip
     tuzlu suyla karıştırsak hayallerimizi
ufka uzansa kollarımız
  hiç izlemediğimiz filmleri izleyip
 uyanmamız gerektiğinde uykuya uzansa;
          aklımız kimyasallarla karıncalansa
da acıksa bulantılarımız


geceme bi şerçe kondur
  gözüme kırmızı kaçtı!
gece sıkıldaşların kalbinde atıyor.
sıkıldaşlar
üfleşip buğusallaştırıyor
geceyi.
gecenin içinden
bir of geçiyor ki
dağlar yıkılıyor.
çamurda
biriken
oflamaları
yorgan edinip
çaresiz uykuya dalıyor,
her gece sıkıldaş
-lar
gecenin örtüsüne
içleri sıkık kapılıyor
az kahrolup/vah kahrolup
uykuya sarılıyor
-lar
her gece sokakların canı sıkılıyor,
bu şehirde
-yalnızlıktan
ağrıyor duvarlarım
duvarlarım dağılıyor
ruhumun

gözlerim sıkılıyor ışıktan
-karanlığı yoruyor
bedenleri kalabalığın
ortasına karışmış,
düşlerinden kir taşan,
çekmecelerinde
yılışık ilişkiler biriktiren,
kör gören insanların
-karanlığı yoruyor
hayatıma biriken umutsuzlukların
-karanlığı yoruyor
ölümü erteleten
intihara biriken umutlarımın
-karanlığı
-büyüyen
-büyüten
-insalığımı yoruyor

yoruluyor..yorgun
sıkılganlığım

Pazar, Eylül 05, 2010

iki ileri bir geri dokun
-mahremiyetime

Salı, Ağustos 24, 2010

Roxanne

göğsünde büyüyen aşkın yaşlarıydı,
gözlerinden akan.
çok sevecek kadar ağladı
ağlayacak kadar çok kanadı
vazgeçecek kadar çok özledi
kırıldıkça vazgeçti
vazgeçtiği kadar çok kırıldı

susacak kadar çok birikmişti
avcunun içinden dökülecek kadar..

gözleri telaştan yaşardı
elleri mendil kadar beyazdı
güvercin kadar küçük ayakları
dizlerinden bir öpüş kanadı,
düşlerine aktı.

gündüzleri gece görünümlü bir kadındı
gözlerinden aklına kayardı bakışlarınız
uzaklara dalan hayalleri vardı
uzaklarda kalan,
eski bir sevgiyi göğsünden atamadı
belli belirsiz susuşlarında;
acıyla taptaze hasret birikmiş, belliydi.

havlayan köpekler
onun telaşsız adımlarıyla susarlardı

gözleri;
sigara dumanına karışmış
bir hüzün
iki kırık kanat
jilet izlerini örtmüş hasretle
binlerce kilometre dünle koyulaşmış
sakin iki karartıydı.

aklı bulanıklığı
sözlerini anlamayı güçleştirirdi
anlaşılmak, anlatmak istemezdi ya zaten.

Cumartesi, Ağustos 14, 2010

Daima

Sırf bu yüzden sevmeli onu.
Kesik kahkaha gibi gülüşlere
sahip olduğu için,
hep hatırlamalı onu.
Yoksa sarmış mı,
öpmüş öü,
sevmiş mi?
Ne alaka canım.
Sımsıkı sarmasaymış.
Sımsıcak öpmeseymiş.
Usul usul sevmeseymiş.
Yine severdi onu.
En çok o sebeple.
Hep o sebeple.
Saklı gülüşlerinde ötürü
Hep sevmeli onu.

Pazartesi, Temmuz 19, 2010

ellerimle tutamam.

kolum,
ağrıyor
düşmedim
üzerine
düşmüşüm gibi
ağrıyor
kolum.

sen
ağrıyor
düşmedin
üzerime

seni
düştüm
ağrıyorum


Pazar, Haziran 13, 2010

haftalardır kupkuru ellerimin sevdiğim adamın mesajıyla nemlenmesini sevmeye kararlıyım. sevdim bile..

bunlar hep

'Lay your head where
My heart used to be
Hold the eart above me
Lay down in the green grass
Remember when u loved me'

' But now she's dead
She is so dead
Forever dead
and lovely'

'What i done to me, i done
To you
What happened to
The trempled rose'

'I am all alone i smoke my frends down to the filter
But i feel much cleaner after it rains'

'Seems like folks turn into things
That they'd never want'

'Oh, well i still love you
Time after time...
Oh, i love you
Time after time...'

'Did i say that i loathe you?
Did i say that i want to leave it all behind.'

'Your loyalty is not to me
But to the stars above '

'Girls don't cry for Louie
Louie wouldn't cry for you'

bu şarkılar benim bileğimi kesiyor.

Çarşamba, Haziran 02, 2010

Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur.'

Küçük.

Pazartesi, Mayıs 10, 2010

kalsaydın daha oturuyorduk..

Hep gelir biraz içime oturur.
Sonra ben biraaz ağlarım.
Son gelişinde,
Bi dahakine kalmaya geleceğini söyledi üstelik..

O kadar

Yaşam kadar boğucu
Terkedilişler
Yitirilişler
Özlem ve düşler

ma-dan sebepler

dipdiri bi ölünün suskunluğunu taşırım bize usanmadan.
öylece gülümseyen iki yaşayandan daha dirice bakmazlar onlarsa. toprak örtmemiş henüz üstlerini.
sadece yitikler.
henüz gittiler.
dilerim çılgınlar gibi hoştlanasınız.
'aklı karınca,
aklı kararınca'
gülünç yaşta yaşayamadığı aşkına ölümü yaşattığın üzere tutuklusunuz, tutulmuşsunuz.
sizi dudaklarınızı kelepçeleyerek suskunluğa mahkum etmek zorundayım.
zindanınız daim olsun, yasaklı kalın.

der gibi

Saçına sakalına aklar düşmeye başlamış genç oğlan ferman buyurdu;
'tez kalbine aklar düşürdüğüm o küçük kadının göz yaşları ak suya akıtılsın.'
kalbi ihtiyar küçük kadın,

sakallı genç oğlanın buyruğu üzerine
kalbini

yeniden
kızıla boyadı
ve
fermanı buyuran sakallının,
karşısına çıktı
onun yüzündeki soruları
görür-görmez
gözyaşları kalbine kanadı, kızıl aktı, kalbi bunadı

'yalnız ölemem, sensiz ölemem' demeye kalktı
sesi çatallaşınca,
bir şey söyleyemeden susarak

sakallı genç oğlanın gözlerine baktı
'seni sevemem' der gibi atan kalbini dinledi..

Cuma, Mayıs 07, 2010

yamuk gidon-um

daha küçücükken; hani çocukken.., çakıl taşlı yollarda koşarken düştüğümde, bazıysa bisikletten düştüğümde oracıkta oturur etrafımda kimse yoksa bile o acıyla oturur ağlayarak beklerdim. birisi gelsin ve benimle ilgilensin diye.. düştüğüm yerden kaldırsın, gözümün yaşını silsin ve dizlerimdeki yaraya üflesin diye.
acısı geçse dahi sızlanmaya devam ederdim daha yüksek sesle ta ki biri-leri gelene dek..
Şimdiyse, yıllar sonra ki daha kocaman olamamışken, insanlardan hızla kaçarken bisikletten düştüm. yakınıma kimse gelip kanayan, sızlayan yaralarıma üflemesin diye yamulmuş gidonu umursamadan yola devam ettim.

bazen, bazı anlar

yanlış olmuş bazı şeyler
zorlanırsan
el eline geri ver
yanlış olmuş bazı şeyler
ben
sen
yokken
arkamda büyüdü delik
deldikçe kendini deler
birden susar bazı şeyler

Perşembe, Mayıs 06, 2010

çay-sigara, sigara-çay

'mendil melankolikse kurumasını beklemek aptallıktır.' dedi adam. Zira hiçbir geçmiş yeterince geçmemiştir.

Cumartesi, Mayıs 01, 2010

Cuma, Nisan 30, 2010

1a

Eskiden tadını bile almadan şişeleri devirirdim. Şimdi ilk yudumda şişkinlik veriyor. Zaten tadını da sevmez oldum.
Ne tuhaf tadmazken tadından hoşnut olup, tattığında tadından hoşluk duymamak..
Böyle işte.., bi adamı sevip tanımamak adı geçtiğinde suratında ablak bi gülümseme belirlemesi.. Sonrasında eğer şanslıysan-ki o nasıl bii şanssa-tanıdıkça adamın gizemli gelmesi ve adını anımsadığında; gülümsemenin yerine buruk bi bakış ve de ağlamak üzereymiş gibi dudağın hafif kıvrıldığı bi tebessüm sergilemek..
Ağladıkça, ağlamak istedikçe sana daha çok ihtiyacım olduğunu hiseddiyorum be adam, derdim şimdi beni dinleseydi.

Adam sen de

-modern zamanlarda kürdan mı kaldı?

Çarşamba, Nisan 28, 2010

Belki kırılması gereken kalbi değil pencereleriydi.
'bazı yaralar; yardandır' dedi adam 'bazıları sıradan.'

Salı, Nisan 27, 2010

çok sigarasadım.
bu ilişkiye son vermem gerek, oysa.
Kendine geleceksen, gelme daha karnım tok.
yaşlar süzülüyordu gözlerinden avuç içlerine..

sokaklar tekin değil.

kafası karışık ve hüzünlü biri yolda yürürken kafasının içindekilerin hep beraber konuşmasıyla ne onları anlayabilir ne dışarda gerçek dünyada çalan kornaları duyabilir, desem.

Perşembe, Mart 11, 2010

kesinim

senden sonra seveceğim adama ilk görüşte aşık olurum kesin. ama ilk görüşte aşk olasılığı ellerini yeniden tutmamla aynı oranda.
tekrar ellerini tuttuğumda ağlarım kesin. o da senin nefesini tekrar duymamla eşit oranda.
senin nefesini tekrar boynumda hissettiğimde uçarım kesin. o da kanatlarımın çıkmasıyla aynı oranda.
kanatlarım çıktığında bu diyarlardan giderim kesin. buysa bu diyarın gitmesiyle eşit oranda.
bu diyar gittiğinde aşık olduğum adama; senin ellerini, boynuma yöneldiğinde ürktüğümü, kanatlarımı pembeye boyarken neler hissettiğimi, ilk görüşte aşka inanmadığımı falan anlatırım, herhalde..

daha

her gün uyumadan önce en çok seni özlüyorum.
her gün uyandığımda en çok seni özlüyorum.
her gün en çok seni özlemekten sıkılıyorum.

Salı, Mart 02, 2010

kaç lan kaç.

Kaç sayfa yırtıldı anılarımdan
Kaç uykuyu uyuyamadım
Kaç kez daha sarhoş olucaktım
Kaç kez aldatıldım
Kaç kez aldandım
Kaç gözden kaçtım
Kaç yağmurdan uzaklaştım
Kaç kez sızladı kasıklarımdan içeri özlemin
Kaç hayat gerek delip geçmem için,gelip geçmem için..
Kaç vücudu seçerim kendime; içimdeki seni becermek için
Kaç susuş gerek
Kaç hıçkırık duyacak gece
Kaç kez parlayacak gözlerimde acı
Kaç film daha izlenir seni anımsatan
Kaçmam lazım sakal arzusundan..

Çarşamba, Şubat 24, 2010

you had been the one for me

http://karaklm.com/networks/blog/post.iki-mutsuz:3:
"Bakın bayım.

..

Nasıl gidiyor?

Uzun süredir görüşmüyoruz. bil bakalım noldu?aslında biliyorsun bi bok olmadı. Olur mu daha da bilinmez.
Ki, daha da olmayabilir..Gözüme papatya sokup suratıma fırlatmayı arzulayacak biri.
Yine sen olur musun demeyi arzuluyorum bense.
Ama yemiyor.
Çünkü bilirsin işte gurur mu ne o, ıhh evet.. Ahrrr kaybedecek ne mevcutsa sanki.
A ama evet vardır belki. Suratıma sigara üflemek bile istemez o zaman.
Cennete bir adım kadar yumuşak dokunuşlara sahip olamazmışım gibi geliyor artık.
Zamanında bilmeliydim oysa. '
Tek başıma karar verip, hayatından çıkabileceğimin mantıklı olmadığını.
Ha biliyorum ki mantıksız da değil. Ama bilirsin işte..
Ah Dylan hiç mutlu şarkılar bilmez misin sen!
Biz bilirdik bi zamanlar, ta ki dudak ısırıklarıyla kan akıtana kadar sen.
Hoş gör ulu Romantik.
Duvarına da pislemiş gibi oldum. Hor gör beni.
Ve sen ey sevgili, senin dışında herkes için yazıyor olmak ne kadar olanaksız bi uğraşmış meğer.
Zamana bırakalım dedik ama zaman kafayı yemiş.
Evet efendim şöyle buyurmaz mısınız?
Daha da durmazsınız belki..

Umm.
Peki.
Sigaran var mı? Benim bitmişte."

Bunu buldum şuralarda..
Avuçlarım terledi, soluğum kanadı yine.

Dönüşsüz gidişlerimiz olmadı, olmamalı, olmasın..
Yine de sen bilirsin..



Cumartesi, Şubat 20, 2010

or anyone like u

'Dilinin çözülmesi için daha ne kadar içirmem gerek sana?' diye sormuştu oğlan..
Kız bunu hatırladı 'Sarhoş olmak için daha ne kadar içmem gerek?' diye cevapladı şimdi. Ucuz bi şarap olsaydı çok daha iyi olurdu şu an, diye düşündü aynı anda kız..
Sonra şarkıya eşlik etmeye başladı:
'Remember when u loved me..' Arka fonda tom waits, eşliğinde cibelle aynı şarkıyı şöylüyorlardı; kızla beraber üç kişi oldular.. Üç ayrı ses; sigaradan ve içtiği kırmızı renkli içkiden ekşimiş suratıyla bi kız, sigaradan kartlaşmış bi ses ve taptaze bi hatun sesi..
O şarkıyı sadece ikisi yaşadı sanki, kıza hatun samimi gelmemişti ama bu ekşimiş seslere baskın çıkan hatunu göz ardı edemedi..

gözlerindenöperim

En büyük hatası 'aşık olmak' olan bi adama aşık olunmuş.. Adamın götünden kan alırlar, kan..
Bi daha doğrulamazsın kıçımın kenarı!

we stole from angel to us

Kız oğlana döndü ve dedi ki, 'Başka sevdiğim olamaz sevgilim.'
Oğlan gülmedi, 'Siktir.' diyiverdi.
Kız üzülmedi, 'Parmaklarım ne kadar küçük değil mi sevgilim?'
Oğlan 'Evet, öyle.' dedi.
'Öyleyse telgrafın direkleri var ya sevgilim, hani?' dedi kız.
Oğlan dedi ki; 'Var, var; evet..'
'Götüne girsin sevgilim.' dedi kız.
Oğlan gülmedi, kız üzülmedi..

Cumartesi, Şubat 13, 2010

taşşaklı

Beni sevmemeni anlarım..
Sevip sevilmeni anlarım..
Seviyorum' deyip benim bu sevgiden bağımsız olduğumu söylemeni anlayamıyorum..
Bir ömürden bahsediyorsun; oysa benim iki çift lafıma suskunluklarıma dayanamayıp, çıldırıyorsun.
'Yine de sen bilirsin..'
Boş zamanlarımda ölmek istiyorum.
Bir ömür uyuyacağım uykuları hemen şimdiden uyuyup, ömrümün geri kalanında hiç uyumamak istiyorum..
Götün gözlerimin önünde büyüsün çocuk.
Başkalarına tattırma kendini.
Yeter artık kandırma; beni, kendini.

REKLAM\VİDEONUZ 6 SANİYE SONRA BAŞLAYACAKTIR

ben izlemedim sen de öyle yap..
'Hani aşklar hep gelip geçer ya; kalırmış..' falan ya hani..
Giden bi şey gördüm az önce yine, yüzüne dokunmak istedim, ellerim ellerinde olsun istedim. Çok şey istedim..
Sen bundan bi habersin.
Elini elime, gözünü gözüme, şeyini şeyime istiyorum ama sen de gözlerini kapatarak öpüşenlerdensin..
Gözlerin kapalıyken beni düşünmeni isterdim..
Sonra gözlerini açıp bana bakacağını bilerek öperdim seni.
Evimiz olursa kahve makinası benden.
Seni kaynarken içtim bense az önce..

Perşembe, Ocak 14, 2010

melankoli

bi saat önce dört mum yaktım. her biri farklı renklerde ve boyutlarda..
sonra aynanın karşısına oturup saçlarımı taradım fırçayla.
kaç darbe attım bilmiyorum..
iyice melankoliye sardım
üstüne bir de tütsü yaktım.. sonra küllerini tattım.. boğazım kanasın istedim..
ama hepsi hikaye.

Çarşamba, Ocak 13, 2010

hani

birini çok istersin..
öyle arzularsın ki aşık oldum sanarsın..
ama o yanlış kişidir hani..
bu hep böyledir..
öyle değildir aslında, hep.. ama hani işte, öyledir..

ama ona dokunmayı özledim öyle özledim ki..