Salı, Ağustos 24, 2010

Roxanne

göğsünde büyüyen aşkın yaşlarıydı,
gözlerinden akan.
çok sevecek kadar ağladı
ağlayacak kadar çok kanadı
vazgeçecek kadar çok özledi
kırıldıkça vazgeçti
vazgeçtiği kadar çok kırıldı

susacak kadar çok birikmişti
avcunun içinden dökülecek kadar..

gözleri telaştan yaşardı
elleri mendil kadar beyazdı
güvercin kadar küçük ayakları
dizlerinden bir öpüş kanadı,
düşlerine aktı.

gündüzleri gece görünümlü bir kadındı
gözlerinden aklına kayardı bakışlarınız
uzaklara dalan hayalleri vardı
uzaklarda kalan,
eski bir sevgiyi göğsünden atamadı
belli belirsiz susuşlarında;
acıyla taptaze hasret birikmiş, belliydi.

havlayan köpekler
onun telaşsız adımlarıyla susarlardı

gözleri;
sigara dumanına karışmış
bir hüzün
iki kırık kanat
jilet izlerini örtmüş hasretle
binlerce kilometre dünle koyulaşmış
sakin iki karartıydı.

aklı bulanıklığı
sözlerini anlamayı güçleştirirdi
anlaşılmak, anlatmak istemezdi ya zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder