Pazar, Eylül 26, 2010

uykularım kanadı yastığıma,
uyandırma
onu ne kadar çok sevdiğimi unutuyorum bazen..
oysa ki,
laneti sarsın istiyorum; aklımı, bedenimi
tüm boşluklarıma tutunsun,
tutuştursun.
oysa artık onu düşlerimde bile öpemiyorum
sararıyorum
lanetinin farkına vardığımda bile çok seviyorum
onu sevdiğimi unutmuşken bile seviyorum
onu istemiyorken bile o kadar çok istiyorum ki..
iğreniyorum tertemiz ayrılığımızdan..

kollarını açtığında
kaçıyorum..
boşluklara tutunarak
düşüyorum yıllardır.
tırnaklarımı geçiriyorum
özleminin koyuluğuna
kanıyor tırnaklarım özledikçe..
kıvranıyorum, bilmiyor..
eriyorum, korkmuyor..

bağırıyor, bağlanıyorum;
yokluğuna

Cumartesi, Eylül 25, 2010

aşk alışkanlıkmış, acısına alışılmış

Cuma, Eylül 17, 2010

saat karanlığı özlem geçiyor,
saat şimdi içimden sen geçiyor,
bir kaç sigara daha tüketebilecek vaktim kaldı,
hayır ölmüyorum;
uykum geldi
sadece.

Pazar, Eylül 12, 2010

beni öptüğünün akşamı uyuyamıyorum diye şarkı yazacağım, en sonunda..
kokuyor,
üstüm başım hep sen kokuyor..

Cuma, Eylül 10, 2010

Bu sabah kumburgaz'dan gerçekten nefret ettim,
taşını toprağını siktiğimin
ama gerçekten.
-düşünsene,
ölüyken seni tanımış olmamın
gülüşüne hayranlığımın
güneş gözlüğünü çok iğrenç bulmama rağmen
 bunu sana söylemeyişimin

seninle konuşurken sesimin çatallaşmasını farkedip susuşlarımın,
 hiçbir önemi kalmayacak..

seni düşünürken avuç içlerimin terleyişinin,
 hiçbir önemi kalmayacak..
hiçbir şey için yaşıyoruz!


-ölüyken bile seni unutmak istemiyorum..
-ölüyor musun?
-sen ölmüyor musun, sanıyorsun?
-ölüyor muyum?
-ölüyoruz..
-(..?)

Pazartesi, Eylül 06, 2010

Lid.


          ılık suyuna iki buz atsam,
          şişenin altından kızarmış gözlerini 

   objektife dayasan,
sözlerinde k. azalıp
            benim sözlerime m. soksan
  gece olunca saçlarına makas
       benim ellerimi sigara kokusu çökse
midemizdeki boşlukları doldurmaya çalışıp
               aklımızdakilere alkol damıtsak
mutlu şarkılar öğrenip
     tuzlu suyla karıştırsak hayallerimizi
ufka uzansa kollarımız
  hiç izlemediğimiz filmleri izleyip
 uyanmamız gerektiğinde uykuya uzansa;
          aklımız kimyasallarla karıncalansa
da acıksa bulantılarımız


geceme bi şerçe kondur
  gözüme kırmızı kaçtı!
gece sıkıldaşların kalbinde atıyor.
sıkıldaşlar
üfleşip buğusallaştırıyor
geceyi.
gecenin içinden
bir of geçiyor ki
dağlar yıkılıyor.
çamurda
biriken
oflamaları
yorgan edinip
çaresiz uykuya dalıyor,
her gece sıkıldaş
-lar
gecenin örtüsüne
içleri sıkık kapılıyor
az kahrolup/vah kahrolup
uykuya sarılıyor
-lar
her gece sokakların canı sıkılıyor,
bu şehirde
-yalnızlıktan
ağrıyor duvarlarım
duvarlarım dağılıyor
ruhumun

gözlerim sıkılıyor ışıktan
-karanlığı yoruyor
bedenleri kalabalığın
ortasına karışmış,
düşlerinden kir taşan,
çekmecelerinde
yılışık ilişkiler biriktiren,
kör gören insanların
-karanlığı yoruyor
hayatıma biriken umutsuzlukların
-karanlığı yoruyor
ölümü erteleten
intihara biriken umutlarımın
-karanlığı
-büyüyen
-büyüten
-insalığımı yoruyor

yoruluyor..yorgun
sıkılganlığım

Pazar, Eylül 05, 2010

iki ileri bir geri dokun
-mahremiyetime