Pazar, Ağustos 07, 2011

*

kız, alevi
başında uçurmasa iyi..

kalksa dokunamaz
kaçsa yokolamaz
gömülür diri diri;
yerüstünden kayarak

imdat!- kurtuluşu

sözünün omzunu öperdi,
gülüşlerinin boynunu

Pazar, Haziran 26, 2011

geri dönmek istemiyorum hiçbir şeye,
geri dön istiyorum ellerime, gözlerime, dizlerime, her yerime geri dön..
sana gitmek istiyorum, artık sana gitmek!
ve hiçbir şeye geri dönmemek; senden öteye, hiçbir şeye..
oysa sen benden gittiğini hissederken bu çok zor. zor olandan korkmuyorum yine de..

Çarşamba, Nisan 20, 2011

kabus şuydu; yağmur yağacaktı ve sen ıslanmayacaktın, güneş seni ısıtmayacaktı, onun var olduğunu bilecektin ama gözlerin onu görmeyecekti..
belki en büyük kabusun, damarların vardı ve kanamıyordu, kanatamıyordun belki de. ölmek istiyordun ama sadece istiyordun ve belki yaşamaktı istediğin ama olmuyordu..
tanrı vardı ama sen bir türlü inanamıyordun; tanrı yoktu ama sen habire tapıyordun..
ciğerlerin bir toz kümesi gibi davranıyordu, nefes alırken boğuluyordun habire.. annenin sesini özlüyordun ama duyamıyordun, istemiyordun.. hayatındaki en büyük yalancı babandı belki evli olduğu halde evleneceğinizi söylüyordu, inanıyordun. hayatındaki tek masum şey kalbindi ve atıyordu. bir organ masumsa bu ne ifade eder ki, sen en masum şeyini kaybetmek istiyordun, dursun bi kere de dursun istiyordun.
tanıdığın insanlar uykudan uyanabiliyordu ama sen hep uykuda kalıyordun. gözlerini hiçbir gerçeğe açmak istemiyordun. yeniliyordun, acılara yeniliyordun. onlarla hiç dövüşmedin, geceni bölmek istiyorlardı sen izin veriyordun. oysa yastığın ve yorganınla acıları boğabilirdin; kendini boğabilirdin. sen ışıkları söndürüp karanlıkta seni bulamayacaklarını zannettin, olmadı birer birer üzerine sindiler. o kadar çok acıdı ki daha fazla katlanamayıp uykuya da daldın.
ve hep sabah oldu sen buna son verene dek her gün sabah olacaktı. olsundu sen zaten storları çekip sabahı kırmızı karanlığa boğabiliyordun, sadece odanda. yatağını terkederken acı çekiyordun, acı çekmen gerekecekti. gitmeliydin bir yerlere. herkes gidiyordu, tanıdığın herkes.. o bile bir yerlerde bir yerlere gidiyordu ama önce senden gitti, önce senden uzağa gitti..

Cumartesi, Şubat 26, 2011

beni kan tutmaz.
beni ayrılık tutar!
bilmiyor musun,
sanki!
ölmüştü,

hayır!

sadece öldürüyordu..
gözleriyle,
en sevdiği kızılı mahvetti.

sonra,
sevdiği lacivert..
gece mavisine bulanık büyüyü mahvetti..

ve gitti.

öldü
ya da
gitti.

yok-sa

o geliyor!
o şimdi gelecek!
biliyorum !
tam da vazgeçtiğim anda
çıkacak karşıma!
siz de bilmiyor musunuz sanki?
Ha?
onun çok sevdiği,
biricik sevdiği
bu değil mi sanki!
hani benim tamamen vazgeçtiğim anda?
ne yani bütün sanrılarım,
nasıl yani?
ne diyorsunuz!
tek sevdiği gitmek mi!!
hayır,
yani ben değil miyim sevdiği..

ne!?
o
sevmez miydi
en çok benimle gitmeyi!!
yani;
sanrılarım mı?
hayır!
sancılarım!
yo hayır?

onun gelmediği vaki,t,
benim sancılarım'

ne yani ölecek miyim?

ne o gelmediyse yaşayacağım mı sandınız!
;
tabii yaşayacağım! o gelene kadar
acıyacağım..

önce kalbim sancıyacak,
sonra böbreklerim sancıyacak
ve ;
midem acıyacak
o gelmiyorsa elbet..

ölümse,
öldüysem öleceğim!

o gelmiyorsa artık..

ne manası var hem!

durun,
bakın
...

o gelecek!

gelmiyor mu!
öleceğim öyleyse!
evet,
vazgeçeceğim...

yoksa,
yokolacağım..

bu bir çıldırış m yanii,
ne saçmalıyorsunuz !

çıldırmadım,
ölüyorum.
uyanık bir uyku istiyorum bi kaç yıl kadar.. bu ölüm değil biliyorsun!
hiç umudum yoksa ölmek  istiyorum.
bu kadar!

Pazartesi, Şubat 14, 2011

ten things

I hate the way you talk to me and the way you cut your hair,
I hate the way you drive my car, I hate it when your stare.
I hate your big dumb combat boots and the way you read my mind,
I hate you so much it makes me sick, it even makes me rhyme.
I hate the way you’re always right, I hate it when you lie,
I hate it when you make me laugh, even worse when you make me cry.
I hate it when you’re not around and the fact that you didn’t call.
But mostly I hate it that I don’t hate you.
Not even a little bit.
Not even close.
 Not even at all.



Salı, Şubat 01, 2011

ben en çok orospu kırmızısını sevdim desem yalan olacak.
ben en çok seni sevdim.
sen benim gerçek rengimdin.
bugün yine intiharım hakkında milyonlarca senaryo kurdum kafamda.
hatta bi ara cebimdeki parayla ilk ve son vuruşumu yapmayı düşünebilecek kadar ileri gittim. amatör uyuşturuculardan, düşük doz anti-depresan, sakinleştirici ve halüsinojenlerden başka bir şey kullanmadım üstelik bugüne dek..
beyazlardan hep sakındım, ne gereği varsa..
bazen çılgınca delirmeyi bazense anne olmayı istedim.. belki ikisi de aynı derece de bi çılgınlık olurdu benim için..
küçük bedenimden kusacağım kan kokulu bir bebek.. veya kusacağım kan kokulu bir çığlık.. ne fark eder ki..
dün beni sevdiğine emin olduğum adamın bugün ne bok yediğini bilmediğim için yaşadığım yoksunluk sendromu belki bunların hepsi; doktorumun söylediği gibi depresyon' bile olmayabilir.. depresyonda olsam gülebilir miyim lan anıra anıra!
ölümü değil saadeti arzuluyorum ben!
her neyse, ikisine de mesafeliyim.
kendimde olmak beni yoruyor.
beni tanıyan bi adam bulsam kendimi kaybedeceğim, yok edeceğim. çok güzel olacağım. çok seveceğim ama beni kimse kurtaramaz artık, acaip şeyler..
anlamıyorsunuz; gülüyorum diye neşeliyim sanıyorsunuz!
ben gülmüyorum ama neşeliyim şu an!
bilmiyorsunuz.
canımı sıkıyorsunuz. beni saçmalatacak kadar yoruyorsunuz bazen. tekrar ilişmeseniz çok güzel olacağım çok da neşeli. ama gülmeyeceğim bi gün. neşeli olmadığım halde beni gülerken göremeyeceksiniz. o kadar neşeli olacağım ki ağlarken, siz de güleceksiniz. neşeniz yerine gelmeyecek, hayır. kimse neşesinden ağlayan birine güldüğünde neşeli hissedemez kendini. ben ağlarken neşeli olacağım ve güleceğim size içimden. çünkü ben çok çirkin gülerim! dışımdan.
bugün de ölmedim işte. ölmeyeceğim ölene kadar, bunu kabullenin. kafamdaki intihar senaryolarıyla hepinizi öldüreceğim ama ben ölmeyeceğim!

Pazar, Ocak 16, 2011

-bende çok güzelsin.

en güzel olanın ötesinde..

Perşembe, Ocak 13, 2011

nasıl ağladığımı görse inançlarına olan güvenini de kaybeceğinden korkuyorum..

, insanların başka başka dünyalara sahip olduğu gerçeğini özüne bildirmek..
haddinin kıymetini bana bildirmekten vazgeçmesini sağlamak.. elimde tutabileceğim yetenekler bunlar olsaydı ben yine de üşenirdim..

kusuyorum.

genellemelere sığdıramayacağım bir adam olduğunu sanardım. ruhumda parça parça bıraktığı derinlikleriyle ezerdim olası durgunlukları. duralı çok uzun bir süre oldu yitirdim tüm enerjimi daha az çok uzun bir süre önce..
durgundum, yorgundum.. hala parça parça dağınıklıklarımla başedebileceğimi zannediyorum. masada bıraktığım ekmek içleri gibi ufalandığımı hissediyorum.. benden gizli gizli oluyor her şey ya da ben öyle sanıyorum. çünkü olan 'hiçbir şey'le gelip geçiyor zaman.. yok yok, olsa olsa benden gizliyorlardır böylesine durgunluk benden başka kimsenin katlanabileceği bir şey değil. geldiğin ve gittiğin zamanlarda yitirdim heyecanlarımı. avuç içlerimi terleten sevgimi hırpaladın, gizlice kendinden gizlice.. benim gördüğümün ötesinde sen de sıradandın, bunu sen, rahatlıkla sokabilirsin beni, dediğinde o gözle görünür şekilde kaçtığım genellemelere.. korkularıma rağmen kavrayamadım.. normal olduğunu zanneden bir adamı normal olmayan boyutlarda ve tavırlarda seviyorum, diye düşündüm.
şimdi.., hayır bir süredir ne kadar normal olduğunu kavramaya çalışıyorum.. tüm normal olduğunu sandığın o tuhaf normalliklerin olur olmaz zamanlarda önüme yığılıyor, beni zorluyor.. bütün tuhaf-normal davranışların seni çok acaip özletiyor ve ben özlemekten sıkılıp yoruluyorum. şimdilik.., hayır bir süredir; tuhaf-normal bir adam olduğunu bilebildim, biliyorum.. avuç içlerimi terleten ne kadar normal-tuhaf bir adammışsın sen..
söylediğin çok tuhaf-normal bir laf günün içinde önüme dikiliyor, içim buruk kovalıyorum ardısıra sonrasını, sonralarını.. bir bir kendime kızıyorum, ne diye içinden geçmesine izin veriyorsun da ağzıma sıçıyorsun hiç olmak istemediğim yerlerde katlanmam gereken başka tuhaf-normallikler yokmuş gibi..
keskin kokulu mumlara benziyorum, eriyorum apaçık insanların gözüne gözüne sokuyorum yokoluşumu.. üflesen acım dinecek, üflemiyorsun..
ne olduysa içime çöktün
ve ben yok oldum..
sonsuz oldun,
doldun gözlerime
ellerini çektiğinde
üzerimden.