Çarşamba, Haziran 26, 2013

mandalina benim kınımda sakladığım intihar obsedörümdür. mandalina senimdir. mandalina özlediğim zamanlardır. mandalina en sevdiğimdir. mandalina benim en kötü huyumdur. mandalina yediğimde tek başıma olmamalıyımdır. mandalina o güzel gülüşlerdir. mandalina kabusumdur.

rüya güzeldir; bazen kabusumu istiyorum. kabusum oldu olacak içimdeki kızıl saçlı mıknatıstır. çekim gücüme yanaşan seni istiyorum. geliyorsun ve gidiyorsun da. gitme dersem uyandırırsın belki de uyanmam, henüz diyemedim. belki de demediklerimdir, demediklerindir. bu yetmeyendir. beklemek de yetmiyorsa, öğrendiğimde yeteni beklemek.. 
güzel kabusların. yanındayken kabusların bile güzel oysa. yanındayken senin kabuslarını da seviyorum. sormuyorum, demiyorum. sen kabusunla dönerken ben duruyorum yanında ve uykuda. bazen sakinim. daha güzel sakin olabilirim, henüz olmadı. tanıksın, bense bilenim. bilerek mi tanışmıyoruz? yoksa sen hiçbir şey yapmıyor musun? benim yapmadıklarımdan tutunup da hiçbir şey yapmıyorsun, ha.. sana yol mu gösteririm yapsam. gitmeni mi, kalmanı mı sağlar bilmediğim sürece gösteremem burada ikimizde bilmeyeniz.

aklında, aklımızdaki sesleeere uzanabilmek istiyorum. rüzgar gibi uğuldayan damarlarımız var sadece elimizde. işte burada yetmeyenle yetiniyorum: 
-yanımda hızlı akan kanın, atan damarların, soluğun.. dinliyorum diye (belki çağrıya kayıtsızlığımdır bu) aklından geçen sesli düşüncelerin olayın seyrindeki.. belki sadece bikaç kere paldır küldür beni sormaların dışında beni sesli düşünmemenle.. bazen nefes almayıp beklediğin-i bile biliyorum nefesimi kestiğin zamanların bedeli olarak, ha.

güzel kabusum bu gece de seni düşünüyorum. yine de topyekün kayıtsızlıklayım. daha fazlasını bilmediğim ve göremediğim için.. belki de sevinirdin.
peki sana yeteni?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder